Eh malum yayınevi Artemis olunca,peygamber sabrı bile yetmiyor. Zaten diyorlarsa ekimde çıkar,bunun üzerine şöyle bir dokuz ay ekliyoruz hoş bir doğum hediyesi yapıyoruz,eh tabii bu süre zarfın da sıkılan serinin bir diğer kitabı intahar ediyor,onun cenaze masrafları eklenince yine istock'a el mahkum kalıyoruz. Harika matbaadan bahsetmiyorum bile abi kardeş olduk sonuçta,onlarda hatırımıza çocuğumuzun yaş gününe yetiştiriyorlar,sonuçta doğum günü doğum günüdür diyoruz ha 1 yıl önce ha sonra...
Sormadık mı? sorduk bir gelişme var mı dedik?
2 kitap birden kasımın ilk haftasında dediler,inanmadık yanlış mı görüyoruz? dedik tekrar sorduk;
2 kitap birden mi?e öyle yapıyoruz ya dediler. Inandık koskoca artemis dedik,Türkiyenin harper'ı Little brown'u efendime söyleyeyim Penguin'i sonuçta (!).
Tabii yıl 2011 temmuz falan...
Şimdi 1 yıl sonra...
Angels Blood çıkıyor! Hele şükür mü desem ? Artık çıkartsanız da almıyorum mu desem? bilemiyorum. En iyisi inşallah çıkar demek olur sanırım.
Uzun süredir beklettiğim popüler dizi true blood'ı yaratan serinin ilk kitabı olan Gündüz Ölüsünü okudum. Öncelikle bu kadar az bir beklentiyle başladığım bir kitaptan bekleyemeyeceğim ölçüde hoşlandığımı belirtmeliyim. Yazarın dili çok keyifli espirili ve akıcıydı. Seriye adını veren güneyin neşesi ve sıcaklığı hissediliyordu,tam bir yaz kitabıydı diyebilirim;
Neşeli,espirili,sürükleyici ve hafif.
Kitaba başladığım anda ilk yaptığım şey aklımdaki sookie'yi değiştirmek oldu,dizinin bir takipçisi olmasamda sookie karakteri zihnimde anna paquin ile eşleşmiş vaziyetteydi,açıkçası bu konuda yönetmeni ve castı seçmekle sorumlu herkesi sorguladım diyebilirim. Gerçekten kitapta şöyle güzel böyle güzel diye anlatılan sookie'ye anna paquin"i uygun görmelerinin sebebini merak ettim,dünyada sarışın kız mı kalmadı yahu? görünüş karmaşası bir yana koyarsak sookie'yi sevdim eğlenceli bir karakter olmuş,hele yeteğini okumak epey ilginçti.

Bill'e gelirsek o açıkçası gayet kilişe bir karakter olmuş ama nedense kendisinden pekde nefret ettiğimi söyleyemem ama kesinlikle hoşlanmadım da,iyi oğlan havalarının modası geçeli çok oluyor .
Kısaca kitabın konusundan bahsedersek;
Sookie,insanların zihnini okuma yeteneği olan bir garsondur. Ancak sookie için herkesin zihnini okumak bir yetenekten çok lanettir. Her ne olursa olsun hatta bazen kendimizi de kandırsak, cehalet tatlıdır.
Bir gün yaşadığı küçük kasabaya o güne kadar hiç olmayan birşey olur,bir vampir taşınır. Sookie barda gördüğü bu vampirin zihnini okuyamayınca bundan çok etkilenir, ardından yeteği sayesinde vampirin başının dertte olduğunu öğrenir ve hiç düşünmeden yardımına koşar ve hayatını kurtarır. Bu şekilde vampir bill ve sookie tanışırlar, bill de o gün zorunda kalarak sookienin kanını içmiştir ve kanında farklı ve çok lezzetli birşey fark etmiştir. Böylece karşılıklı olarak birbirinden etkilenen çiftimizin arasında bir ilişki başlar. Herşey iyi giderken hatta gelecek falan düşünülmeye başlanmışken,cinayet haberleri gelmeye başlar, ve bu cinayetlerin en büyük iki zanlısından biri kardeşi diğeri sevgilisidir sookie'nin...
Başlarda alacakaranlığa benzettim ancak sonralarında daha çok Anita blake serisinin tadında olduğunu anladım,anita severlerin hoşuna gidebilir bu kitap ancak şunu belirtmeden geçemem,sookie asla bir anita değil.
Son olarak türkiye edisyonundan bahsetmek istiyorum oldukça başarıydı. Artemis iyi iş çıkarmış,çeviri iyiydi. Ancak kapakta yayınevi geleneğini sürdürerek kitaptaki hiç bir karakterle eşleştiremediğimiz bir model tercih etmiş ve ön kapağı kesen v şeklindeki çizgi çok anlamsız tıpkı arkadaki gibi beyazın içinde yok olabilirdi,ama bu sefer bunu o kadar çok eleştirmeyeceğim çünkü kapak kesinlikle çok karizmatik duruyor.
Okumak isteyenler için serinin sıralaması şöyledir:
1-Gündüz Ölüsü
2-Şehir Ölüsü
3-Kulüp Ölüsü
4-Cadı Ölüsü
5-Ölüler Ölüsü
6-Yılın Ölüsü
7-Hepimizin Ölüsü
8-Kötünün Ölüsü
Ülkemizde çevrimemiş kitapları:9-Dead and gone
10-Dead in family
11-Dead Reckoning
12-Deadlocked
Seri mayıs 2013 te çıkması planlanan 13. kitapla sonlanacak.