Okaliptüs Yaprağı



Daha çıkmadan olay olan Grinin Elli Tonu'nun devam kitabı da sonunda çıktı.
Kitabı elime aldığım anda ağzımdan çıkan ilk ses "Höh!" gibi şaşkınlık ile yakarış arası bir ifade oldu. Sağolsun yayınevimiz ünlü CEO'muzdan fazlasıyla etkilenip CEO'ların ceplerine layık bir fiyatla sunmuş kitabı! Zaten çok satıyor neden bu kadar pahalı yapma gereği hissedilmiş tartışılır,ama sonuçta aldım mı? Aldım. Üstelik daha önce okumuş olmama rağmen. Benim gibi tonla kişi daha olacak mı? Hiç kuşkusuz.
Peki bu paraya değdi mi?
Yayınevi açısından,kağıtlar orta kalitedeydi,kapak desen bildiğimiz karton kapak, neyi çok özeldi anlayamadım açıkcası,belki de asıl tartışılması gereken maksat neydi sorusudur...

Ancak kitaba gelirsek seri benim için iyiden iyiye bağımlılık yaratmaya başladı. Özellikle ben genelde Romance türünde seri tercih etmememe rağmen yine bu uzunlukta on kitap daha okuyabilirim,ama bence üçüncü kitap bile gereksiz,serinin büyüsü sırf okutuyor diye bozulmamalı. Bence çift aralarındaki tüm sorunları çözdü bile...

Belki de daha romantik olduğu için bu kitabın yeri benim için ilkine nazaran çok farklı oldu,ilkin de sınırlarını aşkı için aşmaya çalışan adeta platonik aşık bir kızı okurken bu sefer aşkla iyileşen bir ruh hastasını okuduk kabaca. Zaten bu kitabı bir kızın sevmemesi mümkün değildi; Ne ararsan vardı şu Christian'da,pilot,yakışıklı,sporcu,zengin,kaptan,kötü oğlan...

Ve artık Sırıl sıklam kul köle kıvamında bir aşık!

Tabii arada Christian n'oldu sana diye naralar atmadım desem yalan olur ilk kitaptaki Fifty'nin yeri de ap ayrıydı!

Bu arada Fifty demişken çeviride çevirilmiş olması Ana'nın Elli'm şöyle Elli'm böyle diye gezmesi bana çok itici geldi ama en azından bu kitapta "hadi kaçtım bebek" değilde "kaçtım bebek" diye çevirilmiş Laters Baby bence daha az feminen olmuş,buna da şükür...

Kitabın konusuna gelirsek geçen kitapta ayrılmış olan çiftimiz gayet hızlı bir şekilde bir araya geliyor -hatta bence biraz fazla hızlı-ama bu sefer herşey farklı,odun Christian gitmiş yerine sırıl sıklam aşık bir Christian gelmişti,Christian Ana'yı elinden kaçırmamak için tüm o sapkınlıklarıdan vazgeçerken Ana'da ya Christian içten içe memnun değilse diye kafayı yiyiyordu. Ama tüm bunları düşünecek zamanımız olacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz,her taraftan Christian'ın geçmişi akıyordu,eski sevgililer mi dersiniz,aile mi dersiniz hepsi ve daha fazlası musallat oluyor.

Bunun yanında bir de Christian'ın o arka kapakta da yazan çok büyük sorunu vardı ki sormayın. Aklıma herşey geldi; "Evliyim Ana" "Çocuğum var Ana" "Ben bir sübyancıyım Ana" "Gayim" Ama herhalde aklıma kırk yıl düşünsem büyük sırrının sadistlik olduğu aklıma gelmezdi! Yahu zaten o sadist değil miydi?



Tüm bu engellere rağmen olay yönünden aslında boş bir kitaptı,hep mutlulardı ki bu da bence bir romance için bir zehirden farksızdır. Fakat ben kitaptan bir dakika olsun sıkılmadım. Evet belki daha kısa ve öz olsaydı daha kaliteli daha hoş olurdu ancak bence yazar öyle bir iş çıkarmış ki kitap su gibi akıp gidiyordu.



Karakterlere gelirsek genelin aksine ben Ana'ya bayılıyorum zaten bu karakter biraz daha akıllı veya cesur olsa yürümezdi bu seri,Ana tam bir cins*. Hele arada öyle saçma sorular sordu ki başka bir kitapta mümkün değil bulamazsınız, özellikle "Zengin olmaktan hoşlanıyor musun?" sorusu beni yıktı geçirdi.

Christianı böylesine aşık ve çaresiz görmekse neredeyse bende sadistçe bir zevk uyandırdı yine Ana aptallık yapsada kaçsa diye söylenip durdum kitap boyunca. Bir karakter bu kadar mı güzel "beni bırakma" der!

Elli ton bu sefer hediyenindi...
Sayamayacağım kadar çok hediye aldı Ana'ya Ana da mahçup olup durdu. Bu sırada da yazar iyi reklam yapmış oldu. Blackberry yerine telefon, Ipad yerine tablet, Macbook yerine laptop diyemedi bir türlü kitap bittiğinde öyle bir işlemiş ki beynime oturup internetten Blackberry modellerini incelerken buldum kendimi.
Bu kadar hediye hediye para için birlikte iddaları ne zaman çıkcak diye gözlerimi dört açmış bekler nihayet Elena dile getirdi! Ve bence kitabın da en bomba sahnelerinden biriydi Grace (Christian'ın annesi) Elena sahnesi. Elena demişken ben o kadını anlayamadım bence en büyük u dönüşü dalında birinciliğe layıktı,sanki yazar da bilememiş ne yapsa ortaya karışık olmuş öyle.

Ama bir de en büyük sahne vardı ki... Christian gözlerini yere dikmiş dizlerinin üstünde... Hemen bu sahnenin ardından gelen evlilik teklifi sahnesi...

Sonuçta herşey tatlıya bağlandı,aralarda büyük yer kaplayan gereksiz sahneler yerine yazar biraz daha yazıp nihayete erdirebilirdi kitabı,ama üçüncü kitap için zemin hazırlama niyetiyle sona Ana'nın kuyruk acısı içerisindeki patronundan intikama doğru özel bölümü vardı. Heyecanlı bitirmeyi başardı yazar yine.

Kısaca bu seriden beklentiniz akıcılık,komedi ve romantizm olmalı,öyle süslü cümleler ve derin kişilik analizleri beklemek de zaten bir dondurmanın ana yemek olmasını beklemek gibi olur....




Bu arada fark ettiniz mi? Fifty denince görsellerin yarısını bu şahıs kaplıyor... Adı Matt Bomer'mış,film için en çok ısrar edilen kişi imiş haksızlar mı?
Bence kesinlikle haklılar da... film olmasa keşke,serinin büyüsü tamamen bozulacak bence...






Özgürlüğün Elli Tonu için ise yayınevi 28 Kasım tarihini vermiş ama ben garantisini yine de veremem zira bu kitapta neredeyse bir ay geç çıktı.
Kıskançlık krizlerine,sorunlu geçmişi olan milyoner akıllara zarar bir alfa erkeğe,saf bir kıza,yasaklı ama derinlemesine,tutkulu bir aşka hazır mısınız?
Bu kitaba başlarken çok büyük bir beklentim vardı. Çok sevmeliydim!
Ve evet, bayıldım!

Peki neden?
Kitap çok mu edebi?
Hayır.
Çok mu özgün?
Açık söylemek gerekirse hayır.
Karakterler harika mı?
Yoo hele Ana süzme salak...
Eee o zaman neyini sevdin?
Başlarda "ay,işte çok berbattı nasıl bir yazı boo? Böyle yazar mı olonor? Kadınları aşağılıyorlar! Porno bu! vs.vs." yorumları okuyup kendimi kastım çünkü bazı yorumlara ciddi ciddi katılıyordum mesela yazarın kelime dağarcığı berbat! Hele de bilinçaltı kelimesi! kafayı yedirtti bana bir kelime bu kadar mı yanlış kullanılır? Ve elbette bununla birlikte bir çok kelime daha yanlış kullanılmıştı. Ancak sonradan oturup düşününce her kitabın süslü cümlelere derin felsefik düşüncelere veya olağanüstü kişilik analizleri barındırmak zorunda olmadığını anladım.

Bu kitap aslında konuşulanın aksine bir romantik dram kitabıydı. Önemli olan da sizin tüm bu duyguları ne kadar hissedebildiğinizdi bence...

Kitaba genel olarak olumlu bir eleştiri yapmama karşın kitabın hiç de azımsanamayacak bir "Anti" kitlesinin olduğunu da belirtmeden geçmemekte yarar var diye düşünüyorum hatta öyle ki bu kitle kitabın yasaklanmasına varan taleplerde bulunuyorlar!
Hiç okumamış olan insanlar bile arkasından atıp tutuyor kitabın. Ne yalan söyliyeyim ben de her kitaba ölüp bitmiyorum,ama yasaklandın diye de saçma sapan bir çaba da bulunmuyorum. Okumak bir zevktir tıpkı müzik dinlemek gibi her nefret ettiğin şarkı yasaklansa o-hoo.Bu kitaba bu kadar kafa yorana kadar neler var be insanım...
Sonuçta kitap çok akıcıydı,espiriliydi ve açık söyleyeyim Ana'nın duyguları okura çok iyi yansıtılmıştı. Tüm duygularını hissetim ve anladım.Yani yazar aslında amacına ulaşmış..
Herkesin tartıştığı konuya gelirsek evet,Christian'ın tuhaf cinsel istekleri vardı ama Ana da çoğu kişi gibi bunları tuhaf buluyordu,yaptığından utanıyordu yani aslında o da sen ben -biraz fazla aşık ama- gibi bir insandı  tüm bunlar ayrıntılarıyla vardı kitapta.

Yazar öyle birşey becermiş ki; hiç yanlışlık rahatsızlık hissetmiyorsunuz. Yapılan bir kaç şey alışılmışın dışında olsa da bence öyle vahşet bir şey yok sonuçta. Dediğim gibi asıl amaçlanan bir aşk romanı; zengin,yakışıklı,genç,karizmatik,romantik blah blah bir adamın kalkıp içimizden birine tutulması fantazisi... Entrikalar, dramlar ve ayrılıklarda cabası...
Bir diğer ilgimi çeken iddaa ise "Kadınlar aşağılanıyor!" Söylevi oldu ki bir şeyi eleştirmeden o şeyi önce anlamak gerekir bence bu eleştiriden önce de iki şeyi bilmek gerekirdi; bu kitabı bir kadın yazdı ve neredeyse tüm hayranları kadın! Aslında düpe düz kadınlar için yazılmış bir kitap.
Ayrıca dip not olarak şu da bilinmelidir ki,kitapta açıkça belirtilmiş kişinin tercihine göre erkekler de itaatkar olabiliyor.
Şayet bunları desemde kimi zaman Ana'nın içindeki tanrıçasıyla eş zamanlı olarak içimdeki Müge Anlı ayağa kalkmadı değil! Ancak şunda birleşmekte yarar var,insanların tercihi zevki sana ne be kardeşim!


Ee bu kadar eleştirdin kitap ne anlatıyor peki diyenlere ;
Ana adındaki saftirik kızımız bugüne kadar doğru düzgün hiç bir erkeğe ilgi duymamış kendini kitaplara gömmüştür. Ancak bir gün kaderin oyunuyla milyarder Christian Grey'le tanışınca herşey değişmiştir onu aklından çıkaramıyordur. Ama Christian'ın tuhaf zevkleri vardır o bir kız arkadaş değil bir yatak arkadaşı arıyordur. Üstelik bunun için bir kontratı bile vardır!(Evet doğru duydunuz kontrat) Gitgide ona iyice aşık olan Ana dayanamayarak bu ahlaksız teklifi kabul eder ve bam başka bir dünyaya adım atar ancak daha fazlasını istemektedir. O arkadaşlarının yanında,ailesiyle tanışabilecek geleceği olan bir ilişki istiyordur,ve maalesef Christian'ın bunları veremeyeceğini bile bile artık ona geri dönülmez bir şekilde aşık olmuştur(hiç sormayın) . Biri değişmek zorundadır. Christian değişebilecek midir? Peki ya Ana onun için değişebilecek midir?

Sonu ise buruk ve olması gereken gibi bitti. Hatta iddaalı olacak ama bence başka son düşünülemezdi.

Sonuçta çok severek okuduğum bir kitap daha oldu hem mutlu hem de biraz boşluktayım diyebilirim. Hadi o gerçekten etkilendiğiniz kitaplardan sonra yaşanılan boşluk gibi...
 Herkesin değil ama romantik dramaları seven ve açık görüşlü her okurun demesi gereken bir kitap olduğu görüşündeyim...


Çeviri ise kötüydü bazı şeyler öyle çevirilmiş ki dehşete düştüm. (ama daha kötülerini de gördük kesinlikle) hatta şu meşur tişörtlerden,kahve kupalarına,magnetlere basılan "laters baby" cümlesi hadi kaçtım bebek olarak çevirilmiş ki... Sizce de fazla feminen değil mi? Kitabın isminin Grinin Elli Tonu olmasıysıysa bam başka bir tartışma konusudur...


Şu sıralar film hakları alınan kitabın cast tercihleri de fanları tarafından en çok tartışılan konular arasında Christian için Matt Bomer (sağda) ortakgörüş gibi görüse de Zac Efron,Justin Bieber,Ian somerhalder gibi kel alaka kişilerde konuşulmuyor değil. Hatta Somerhalder baya kaptırmış kendini yavru köpek misali her yerde elinde kitapla fotoğraf çektiriyor...

Seri 3 kitaptan oluşuyor:

1-Grinin Elli Tonu
2-Karanlığın Elli Tonu(15-10-2012)
3-Özgürlüğün Elli Tonu (15-11-2012)
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Followers

POPULAR POSTS

  • Rüya Ateşi Sonunda Raflara Çıkmaya Hazırlanıyor...
    Ateş serisi ;tarafımdan bayılınarak okunan bir Fantastik-yetişkin serisi. Espirileriyle,kurgusuyla,karakterleriyle kusur bulamadığım nadir...
  • Nasıl İngilizce Kitap Okurum?
     İşkenceyi Zevke Çevirmek! Hemen hemen her okurun en büyük hayallerinden biri yabancı dilde kitap okumak! Yabancı dilde kitap okumak e...
  • Koliden çıkan mutluluk
    Küçük bir seramoniyle içine yepyeni jiletini koyduğum falçatamla açtım kutumu,nasıl heyecan nasıl mutluluk,hatta annem o mutluluğumun üstüne...
  • Açlık Sancıları | Parodi
    Heyecanla aldığım bu kitabında bitiminde büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Parodilerden çok şey beklememek gerekir ama en azından komik olm...
  • Sonunda çıkıyor!
    Eh malum yayınevi Artemis olunca,peygamber sabrı bile yetmiyor. Zaten diyorlarsa ekimde çıkar,bunun üzerine şöyle bir dokuz ay ekliyoruz ...
  • Meleklerin Kanı-Nalini Singh
    Başladığımda ilk düşüncem "merhaba sarışın hintli Anita" oldu... Anita sıkıdır,güçlüdür,yurdum gençleri gibi aktif,dinamik,heyec...
  • 'Düşüncesiz' Kız, Rock yıldızı ve Geyik...
    O kuyanların yarısının  S.C Stephens'ın  Thoughtless'ını (Düşüncesiz)  okuduktan sonra  yorum yapmadan önce beklemelerinin neden...
  • İddiaya Var Mısın?
    Y in e verdik sözümüzü GoodReads'e bakalım tutabilecek miyiz? Neyden bahsettiğimi merak ediyorsanız   hemen anlatayım. Artık b...
  • Eşleşme-Ally Condie
    Uzuuuun aradan sonra ne yalan söyleyeyim tertemiz övgülerle dolup taşan bir eleştiriyle bayıla bayıla okuduğum bir kitapla açılış yapma...
  • Karanlığın Elli Tonu-E.L. James
    Daha çıkmadan olay olan Grinin Elli Tonu'nun devam kitabı da sonunda çıktı. Kitabı elime aldığım anda ağzımdan çıkan ilk ses ...

Bookstagram mı?

Bookstagram mı?

Goodreads

Goodreads
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Twitter'dan Ulaşın :))

Twitter'dan Ulaşın :))
kişisel twitter hesabıdır...

Burada da Yazıyorum :))

Burada da Yazıyorum :))
Ön Okumalar ve Fazlası

Copyright © 2016 Okaliptüs Yaprağı. Created by OddThemes | Distributed By Gooyaabi Templates