Uzuuuun aradan sonra ne yalan söyleyeyim tertemiz övgülerle
dolup taşan bir eleştiriyle bayıla bayıla okuduğum bir kitapla açılış yapmak
isterdim ama üzülerek söylemeliyim ki aşağıda okuyacaklarınız bunun yakınından
bile geçmeyecek. Benim açımdan oldukça sorunlu bir kitaptı Eşleşme.
Öncelikle şu kitap sayesinde Türkçedeki geçmiş zaman
eklerinin, İngilizcede bin bir zorlukla ezberlediğim eylemlerin zamana göre
çekimlerinin aslında; ne kadar muhteşem, ne kadar harika, ne kadar tapılası
olduğunu anladığımı söylemeden geçemeyeceğim. Yazarın da en kısa zamanda
anlaması temennisiyle…
Kitabın benim açımdan en büyük sorunu anlatımda zaman olarak
şimdiki zamanın kullanılmasıydı. Kimileri buna alışılabileceğini söylese de
benim için maalesef geçerli olamadı. Bu rahatsızlığı yok etmek için her şeyi
yaptım hatta bir ara kelimeleri beynimde geçmiş zaman haline getirdim ama
olmadı, olamadı. Sırf bu yüzden bile sanırım seri benim için burada
sonlanabilir. Bunun dışında kullanılan kimi kelimelerin eski ve şu sıralar
kullanılmıyor olması da okumayı güçleştirmiş. Eski kelimelere yer verilmesi iyi
midir kötü müdür tartışılır elbette ama bir gerçek var ki kesinlikle okumaya
pürüzler katıyor.
Yazarın kurguladığı distopik dünya ise beni bir türlü etkileyemedi.
Artık oldukça klişeleşmiş olan devletin halkı koyun sürüsüne çevirme politikası
işleniyordu. Kimin kimle olacağı,ne yiyeceği, hangi işte çalışacağı gibi
şeylere devletin karar verdiği bir dünya anlatılmış. Bana bir çok yönüyle
özellikle Beth Revis’in Evrenin Ötesi adlı kitabını hatırlattı yalnız onu çok
daha fazla sevdiğimi hatırlıyorum. Açıkçası sebebi bu kitabı sonra okumuş olmam
değil, zaten distopya denilen türde
yazılmış kitapların büyük çoğunluğu zaten aynı konu üzerine yoğunlaşmış olur;
Baskıcı halk, bunalmış kahraman, başta bilinmeyen veya
korkulan isyancılar, sonra herkes birleşip kahramanımızın önderliğinde
kurtarılan dünya veya ülke…
Asıl sorun yazarın bunu satamamış olmasıydı bize. Bir kere distopya denilince kahramanımız gerçekten kahraman olmalı güçlü, sert, yenilmez, inatçı, aktif,dinamik,heyecanlı... Ancak Cassia aksine çok pasif ve yeterinde
üzerinde durulmamış zayıf bir kahramandı. Distopya bir kenara ben herhangi bir kitapta en başta insana “vay be!”
dedirtecek karakterler ararım. En azından bir yönüyle olsun hayran olmalıyım
karakterlere, ve maalesef bırakın hayran olmayı hoşlanacak herhangi bir şey
bulamadım kitaptaki hiçbir karakterde.
Tüm bunların dışında kitabın çoğu bölümü bir ders kitabından
farklı değildi. Çok fazla bilgiyi, çok sıkıcı bir şekilde sunmuş yazar bize.
Çok fazla tekrar etmiş kendini. Kim
bilir belki de serideki ilk kitap olduğundandır.

























