Okaliptüs Yaprağı

Uzuuuun aradan sonra ne yalan söyleyeyim tertemiz övgülerle dolup taşan bir eleştiriyle bayıla bayıla okuduğum bir kitapla açılış yapmak isterdim ama üzülerek söylemeliyim ki aşağıda okuyacaklarınız bunun yakınından bile geçmeyecek. Benim açımdan oldukça sorunlu bir kitaptı Eşleşme.

Öncelikle şu kitap sayesinde Türkçedeki geçmiş zaman eklerinin, İngilizcede bin bir zorlukla ezberlediğim eylemlerin zamana göre çekimlerinin aslında; ne kadar muhteşem, ne kadar harika, ne kadar tapılası olduğunu anladığımı söylemeden geçemeyeceğim. Yazarın da en kısa zamanda anlaması temennisiyle…

Kitabın benim açımdan en büyük sorunu anlatımda zaman olarak şimdiki zamanın kullanılmasıydı. Kimileri buna alışılabileceğini söylese de benim için maalesef geçerli olamadı. Bu rahatsızlığı yok etmek için her şeyi yaptım hatta bir ara kelimeleri beynimde geçmiş zaman haline getirdim ama olmadı, olamadı. Sırf bu yüzden bile sanırım seri benim için burada sonlanabilir. Bunun dışında kullanılan kimi kelimelerin eski ve şu sıralar kullanılmıyor olması da okumayı güçleştirmiş. Eski kelimelere yer verilmesi iyi midir kötü müdür tartışılır elbette ama bir gerçek var ki kesinlikle okumaya pürüzler katıyor.

Yazarın kurguladığı distopik dünya ise beni bir türlü etkileyemedi. Artık oldukça klişeleşmiş olan devletin halkı koyun sürüsüne çevirme politikası işleniyordu. Kimin kimle olacağı,ne yiyeceği, hangi işte çalışacağı gibi şeylere devletin karar verdiği bir dünya anlatılmış. Bana bir çok yönüyle özellikle Beth Revis’in Evrenin Ötesi adlı kitabını hatırlattı yalnız onu çok daha fazla sevdiğimi hatırlıyorum. Açıkçası sebebi bu kitabı sonra okumuş olmam değil, zaten distopya denilen türde yazılmış kitapların büyük çoğunluğu zaten aynı konu üzerine yoğunlaşmış olur;

Baskıcı halk, bunalmış kahraman, başta bilinmeyen veya korkulan isyancılar, sonra herkes birleşip kahramanımızın önderliğinde kurtarılan dünya veya ülke…

Asıl sorun yazarın bunu satamamış olmasıydı bize. Bir kere distopya denilince kahramanımız gerçekten kahraman olmalı güçlü, sert, yenilmez, inatçı, aktif,dinamik,heyecanlı... Ancak Cassia aksine çok pasif ve yeterinde üzerinde durulmamış zayıf bir kahramandı. Distopya bir kenara ben herhangi bir kitapta en başta insana “vay be!” dedirtecek karakterler ararım. En azından bir yönüyle olsun hayran olmalıyım karakterlere, ve maalesef bırakın hayran olmayı hoşlanacak herhangi bir şey bulamadım kitaptaki hiçbir karakterde.

Tüm bunların dışında kitabın çoğu bölümü bir ders kitabından farklı değildi. Çok fazla bilgiyi, çok sıkıcı bir şekilde sunmuş yazar bize. Çok fazla tekrar etmiş kendini.  Kim bilir belki de serideki ilk kitap olduğundandır.


Yine verdik sözümüzü GoodReads'e bakalım tutabilecek miyiz?

Neyden bahsettiğimi merak ediyorsanız hemen anlatayım. Artık benden de birçok kez duyduğunuz sanal kitaplık sitesi GoodReads'in Reading Challenge etkinliğinde her yıl belirlediğiniz yıllık okuma hedefinizden söz ediyorum!



Okurken işin içine biraz rekabet katmak hiç fena olmasa da dozunda bırakıp sidik yarışına çevirmemekte de fayda var zira sonra benim gibi iki yıl üst üste hedefine ulaşamayıp kalmakta var :D Ama ne demişler ağacın tepesine çıkmak için hedefin yıldızlar olmalı!



Tabii ben bu yıl yine geleneği bozmayıp Reading Challenge'da yüz kitap okumaya söz verirken aklımdan geçenler daha çok "Azimle... hmmm... mermer delinirmiş"di...
Umuyorum bu yıl hedefime ulaşacağım. Hatta GoodReads'ten cesaret aşılayan övgülerimi almaya başladım bile! :D

Sizler de yıllık kitap okuma hedeflerinizi belirlediniz mi? Bizimle paylaşın :))


 İşkenceyi Zevke Çevirmek!

Hemen hemen her okurun en büyük hayallerinden biri yabancı dilde kitap okumak!
Yabancı dilde kitap okumak eseri çok daha iyi anlamamızı sağlamakla kalmıyor , bizi asker nişanlısını bekleyen Yeşilçam kızı olmaktan da bir anlamda kurtarıyor. "Bunu bizde biliyoruz. Ama İngilizce kitap okumak neredeyse bir işkence!" dediğinizi duyar gibiyim. 
İşte tam bu nedenle sizlere kendi deneyimlerim ve birkaç arkadaşımın deneyimlerini bir araya getirerek bir post hazırlamak istedim. 
Peki, yabancı dilde kitap okumayı işkenceden zevke nasıl çevirebiliriz?

Öncelikle rahatlayın!                                       
Tıpkı diğer tüm eylemlerdeki gibi rahatlamadan hiç bir şeyde başarılı olamayız. Daha önce bir öğretmenimle bu konu hakkında konuşurken rahatlamanın çok önemli olduğunu vurgulamıştı. “Mutfağa git ve bir kadeh şarap doldur kendine ,bir saat sonra okuduğun her şey anlamlı olacak!”

Tabi siz isterseniz müzik dinleyebilir,duş alabilir,meditasyon yapabilirsiniz nasıl rahatlayacağınız size kalmış yeter ki rahatlayın…

Sözlüğü çöpe atmaya hazır mısınız?
Aslında burada öncelikle belirtmem gereken şey Her kelimenin anlamını büyük ihtimalle asla bilemeyeceksiniz. Bunu öncelikle sindirmeniz gerekiyor. Genel olarak konuyu anlayabiliyorsanız her cümlede sözlük açmanıza hiç gerek yok. Bu hem sizi konudan kopararak bir süre sonra hevesinizi kaçıracaktır.
Ancak diyelim anlamak için sözlüğe bakmanız şart, bu durumda bir kitabı sözlükle okumak  sizin için aylar hatta yıllar sürecektir,işte bu nedenle bir kitabın hem Türkçe hem tercihiniz olan dilde kitabını edinirseniz anlayamadığınız yerde bakma şansınız hem daha kolay hem daha rahat olacaktır!
Öneri: Malum dolar, pound ve euro kendisinden geçmişken yabancı kitapları e-book tercih ederek bütçenizi fazla zarara uğratmadan atlatabilirsiniz bu süreci.
Bonus: Her şeye rağmen vazgeçilmezinizse sözlük; elektronik ortamda üzerini tıklayınca anlamını direkt veren sözlükleri denemeyi unutmayın!

Emeklemeden koşulur mu?
Elbette 2-3 aydır eğitimini aldığınız bir dilde kitap okumak adeta emeklemeden koşmak hatta uçmak olacaktır! İşte bu nedenle özel yayınevlerinden çıkan seviyelendirilmiş kitapları okumaya ne dersiniz?
Ben İngilizce okumayı tercih ettiğimden dolayı en azından İngilizce okuyanlara önerebileceğim en iyi yayınevi hiç kuşkusuz Oxford olacaktır!
Yıllar önce ödev olarak verildiğinde hani o bildiğimiz cin ali hikayelerini göreceğim korkusuyla denemiştim ama ardından ne kadar yanıldığımı anladım. Her zevke ve yaşa hitap edecek kitaplar sunuyorlar. Üstelik  eleştirme konusunda kendinize güveniyorsanız bir son model kindle kazanma şansınız bile olabilir!
Seviyeli kitapları okumanız hem bu konuda hızlanmanıza hem kelime dağarcığınızın gelişmesine hem de okumak istediğiniz dilin edebi tarzına  yavaşça bir geçiş yapmanıza yardımcı olacaktır…

Aman dikkat!

Seviyeli bir kitabı seçerken yapacağınız en büyük hata kendinizi zorlayacak tek sayfada bilmeyeceğiniz 10-15 tane kelime olanını seçmektir! Unutmayın sözlükleri atmıştık! Artık tek şansımız cümledeki anlamdan çıkarmak…

Böylece kelimeler hem aklımıza daha iyi yerleşecek hem de zevkle okuyabileceksiniz, inanın bana her saniye o sözlüğe bakmanın ne kadar sinir bozucu olduğunu biliyorum. Benim sözlüğüm elektronik seslerini duyabiliyorum ki burada yine tecrübelerimden yararlanarak bu şekilde kelimelerin kalıcılığını sağlayamayacağımızı belirtmek isterim…

Sonuçta kitabımızı seçerken bir sayfada en fazla 3 tane bilinmeyen kelime olmasını onaylıyor araştırmacılar…

Zaman içinde ilerledikçe seviyeleri arttırabilir ve en sonunda normal kitaplara geçebiliriz, tıpkı yürümeyi öğrenmek gibi!

 Türkçe kitap okumak!

Elbette başka bir dildeki edebiyatı sular seller gibi anlayabilmemiz için önce kendimizinkini yalayıp yutmuş olmamız gerekir… Özellikle çeviri eserleri okudukça benzer cümle kalıplarını görünce tanımaya başlayacaksınız.

Çevirmeyin!

Başta bunu engellemeniz olanaksız gibi görünse de zaman içinde bu huyunuzdan vazgeçmenizin işkenceye adeta son vermek olduğunu göreceksiniz. Zaten Türkçe okumaktan tek farkı bu değil midir?

Ve son olarak…

Bence son olarak yabancı dilde dinleyebileceğiniz tüm şarkıları dinleyip çevirilerine bakabilirsiniz, olabildiğince altyazılı dizi ve film izleyebilirsiniz. Bu şekilde bolca sokak dili, deyim ve kelime grubu öğrenebilirsiniz.


Umarım yararlı olabilmişimdir,benim aklıma gelenler şimdilik bu kadar siz de kendi düşüncelerini paylaşırsanız sevinirim :)) böylece daha yararlı olabiliriz :))
GoodReads sitesinin düzenlediği GoodReads Choice Ödülleri için hemen hemen bir haftadır oylamalar açılmış bulunuyor. Otobiyografilerden yemek kitaplarına,aşk romanlarından çocuk kitaplarına kadar oldukça geniş kategorileri mevcut olmasına karşın üzülerek ve aynı zamanda hak vererek söylemeliyim ülkemizde çevirisi bulunan gördüğüm kadarıyla yalnızca üç kitap bulunuyor...


Biri iki kategoride yarışan çok sevdiğimiz seri Vampir Akademisi'nin Adrian'ınının ve Sydney'inin bulunduğu henüz üç kitaplık serinin 2. kitabı Altın Zambak,diğeri Dex yayınlarından yıl içinde çıkmış Koruyucu serisinin ikinci kitabı kutsanmış, ve son olarak bir rivayete göre gün itibariyle çıkmış olan Elli Ton serisinin 2. kitabı Karanlığın Elli Tonu. Ancak hemen üzülmeyin şimdiden tellif hakları satın alındığını bildiğimiz kitapların sayısı da az değil, hatta hemen ay içerisinde çıkacaklar bile var mesela Elli Ton akımının bir ürünü olan Gabriel'in Cehennemi serisinin 2. kitabı...

Yalnızca ülkemizde bu iki kitap bulunmasına rağmen geçen yıla oranla hayli tanıdığımız ve bayıldığımız yazarın bulunduğuysa harika bir gelişme bence işte aklımda kalan bir kaçı;Kresley Cole,Nora Roberts,Dean Koontz,Lara Adrian,Gena Showalter,E.L. James,Sylvia Reynard,Jeaniene Frost,Darynda Jones,Laurell K. Hamilton,Harlan Coben,James Pattersson,Kristin Hannah, Cassandra Clare,Ally Carter,Veronca Roth,Pitacus Lore.




'Ödüller' şimdilik çok yeni ve biraz amatörce buluyor olsa da ; bir çok yazarı oy dilenmekten geri tutmamış anlaşılan ayrıca henüz 4. yılında olmasına rağmen Google Play'in desteğini aldığını da bir gerçek. İleride saygın bir yere ulaşacağını varsaymak hata olmaz sanırım.Oyunu vermek isteyenlerse 4 aralığa kadar buradan oy verebilirler.
Feehan ve onun mıymıntı kızları ve onun peygamber sabırlı erkekleri...
Yok kardeşim ne zor karakterler gördümde ben bu kız gibisini görmedim! O nasıl bir inattırı geçtim çoktan hangi insan gider kendini zorla tiksindiği babası yaşında bir adama aşık etmeye çalışır ki? Hele de say say bitmez tonla özelliği olan katalogdan fırlamış gibi Aidan dururken?
Yani tamam Aidan'ı istemiyorsun gıcığın var ama Thomas'la olmak sana ne kazandıracak? diye bütün kitap kafayı yedim.
Tüm bunların yanı sıra kendini öldürmeye çalışması falan vardı;öyle saçma nedenlere dayanıyordu ki sanki 13-14 yaşında ergenlik çağındaki kız sanırsınız.
Yazar sürekli döktürmüş şöyle cesur böyle olgun diye,ama kızımız tüm gün ya mızmızlandı, ne kadar korktuğu hakkında yakındı ya da Aidan ne kadar berbat diye düşündü.(ki ben en çok burada takıldım adam zengin, yakışıklı, karizmatik romantik ,komik ve sana aşık hala neyin kafasını yaşıyorsun be kızım?)
Zaten anlamadım 400 sayfa ne okuduğumu; romantizm desen bir kaç sayfayı geçmez,eh bu kız sonuçta vampir oldu psikolojisi bozuldu desen bu tarz bir analize dair doğru düzgün hiç bir şey yok (ki düşünün kitaptaki tek sorun vampir olmayi kabul edememesiydi) macera yok,olay yok, sadece dur durak bilmez bir inat!
Özgürlük arzusunu takdir ettim benim için de özgürlük denince akan sular durur ancak kitapta resmen bir inat aracı haline getirilmesi üzücüydü bence.
Hani fazla naz aşık usandırır derler ya belli ki bu sözü söyleyen kişi Aidan'la hiç tanışmamış, bir insan hiç mi sinirlenmez? Hiç mi "yeter ne halin varsa gör!" demez? Ya da ne bileyim kıskanmaz gerçi yazarın sürekli terkrar ettiğine göre bahsettiğim kişi hem sabırsız hem sinirli hem de kıskanç.
Kısaca ben her iki karakteri de tutarsız ve dolasıyla zayıf ve yapmacık buldum. Yazarın sürekli olarak tekrarladığıyla karakterlerin hareketleri arasında resmen uçurum vardı.

Bir de papağan misali tekrarlar vardı...
Normalde yok sayabileceğim bir konu olsa bile artık 250'lere geldiğimde adeta gözüm daha ne kadar kötü olabilir diye hata arar oldu. Sonuçsa hem geçmiş kitaplardan hem de kendi içerisinde tekrarları çokça görülüyordu.

Kitabın ve tüm serinin konusu ise;
Karpatyalı erkekler ruh eşlerini bulamadıklarına hayatları adeta bir zindana dönen bir tür vampirlerdir. Üreyebilmelerine rağmen neredeyse hiç kız çocukları olmamaktadır.bu sebeple de bir çoğu kendini kaybetmiştir kaybetmeyenler ise neredeyse son raddedirler. İlk kitapta psişik gücü olan,melezler vb. gibi özelliklere sahip kadınlarında ruh eşi olabileceğiyle serimiz başlamış oluyor .
Her kitapta bir kahramanın ruh eşini bulmasının hikayesini okuyoruz.

Bu kitapta ise öksüz,zorluklarla kardeşine bakan cesur güzel -falan filan- Alexandria'nın 'kötü vampirler' tarafından kaçırılmasıyla başıyor. Aidan ise tesadüf bu ya o an da ruh eşini bulduğunu hisseder ve onu kurtarmaya gider,ve derhal kan değişimi falan yaparak onu hem kendine bağlar hem de vampir yapar. Şimdi tek sorun onu kendine aşık etmektir. Ama Alexandria tüm bu yeni hayat hazır mıdır?
(HAAAAAAAAAAYIRRRRRR daha az hazır olabilir miydi acaba?)

Kapaksa..
Artık kapak yorumu yapmak istemez oldum...
Resmen üzerine basa basa altın deniyor sen kalkıyorsun esmer bir çift koyuyorsun!
Bütün kötü kapakların standart bahanesi pahalıydı alamadık -sa bile o ucuz sitelerde bir tane sarışın adam,kadın,çift yok muydu?
Orjinal kapağına bakın bir de... hayır dönüp bizimkine hiç bakmayın bence!
Ne zaman Türkiye'de de kapağa değer verileceğiyse muamma sonuçta ben böyle de satın alıyorum bu kitabı,neden bir de ona para versinler ki?

Ülkemizde çıkan kitapların sıralaması ise
1-Kara Prens
2-Kara Tutku
3-Kara Altın
4-Kara Büyü

Feehan'ı gerçekten sevmek çok istedim. Mesela yiğidi öldür hakkını yeme, anlatımının betimlemelerinin hep farklı bir dokusu vardı, ama bir kitap bu kadar mı boş ve sıkıcı olur. Paranormal Romance türünde ilk defa üç kere yarım bırakarak bitirdiğim kitap oldu. Sevmedim sevemedim bu seriyi...


Bu gün de kitaptan tam olarak ardığımı bulanmadım. Siz son okuduğunuz kitap hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok uzun ve külkedisivari bir girişle başladı kitap...
Fazlaca gereksik ayrıntılarla donatılmış kitapta  konu da çok yayılmıştı,kitabın 4/5'ü sizin bir türlü anlam veremediğiniz olaylar karmaşasından ibaretti. Üstüne yazarın üslubu da çok karmaşıktı. Çoğu zaman kimin tarafından baktığımızı anlayamamakla birlikte gerçekten bolca gereksiz kişinin tarafından da önemli olayları okuduğum oldu ki gerçekten rahatsız ediciydi.Kurgusunun sonlara doğru -bana fazla fantastik gelsede- gerçekten akıllıca olduğunu düşündüm-en azından tahmin edemediğim şeyler vardı- ancak yine de yeterli gelmedi bu kitap. Yazar henüz tam pişmemiş,biraz amatördü sanki...

Çeviriyse gerçekten olmamış. Boşuna insanlar çevirmiyor o cümleyi tercüme ederken yeteneğini ortaya koyman gerekiyor ey sevgili çevirmen! Zira ben bile mesela sınavda böyle çevirsem eleştiri alırım. Neyse ki sonlara doğru çevirmen biraz kendini toparlayabildi. Yalnız genel olarak bir türlü anlayamadığım şey hadi çevirmen öyle çevirdi; hiç mi edisyonu yapılmıyor bu kitabın?
Konusuysa basitçe;İki yıl önce ebeveyinleri ve ağabeyiyle birlikte sahip olduğu herşeyi kaybeden Elysia külkedisi gibi yaşadığı üvey teyzesinin malikanesinde, iğrenç yaşlı bir adamla evleneceği haberini alınca canına tak etmiş ve malikaneden kaçmaya karar vermiştir.
Tuhaf bir entirika sonucunda bir sabah üzerinde çıplak bir kadın bulan,eski hayatından çokça sıkılmış bu Londra Markisi,aşkıyla birlikte kaybettiği herşeyi geri verecektir Elysia'ya...

Bazı kısımlarını okumaksa gerçekten keyifliydi ama bence o kısımlarda biraz çeviriyle gölgelenmişti. Maalesef kötü çeviri ve amatör bir yazar harika bir karışım ortaya çıkaramıyor,ama çok daha kötülerini gördüm. Sonuçta kesinlikle okunabilir!

Son olarak sonunda Koridor yayıncılığın da orjinal kapak kullanmaya teşrif etmeleri sevindirici olsa da kapak maalesef hoşuma gitmedi. Estetik olarak hoş olmamasının yanısıra bence hikayeye de uymuyordu...
Eylül ayını geride bıraktığımız şu günlerde kaçıranlar için Eylülde Okurların orada-burada konuştuklarına dair...

Öncelikle;
Ateş serisi Artemis yayınlarına geçmiş bulundu,ve Epsilon bir kaliteli serisini daha kaybederken Artemis turşuluk malzemeleri hazırlamıştı bile...Epsilon'da nasılsa pek sık çıkarmıyordu seriyi,yani çok birşey değişmedi bence.

Ardından 10 severek takip ettiğimiz blogger arkadaşımız yıllardır yabancı bloglarda görüp "ne iş la'?" dediğimiz blog turu etkinliğini yaptılar. Gerçi ben hala tam çözemesem de güzel bir etkinlik olmuştu. Ruhsuz adlı kitap hakkında yapılabilecek neredeyse herşeyi yapmış arkadaşlarımız; Çekilişler,incelemeler,yazarla röportaj,analizler...
Şimdilerde yeni bir tur (sanırım sorun "tur" kelimesinde) daha düzenliyorlarmış kitap yine benim tarzımın dışında olsa da bir bakmadan geçmeyeceğim.

Anne pornosu bile denilen ancak tarzın fanatikleri tarafından erotik merotik değil denilen yıllar önce Meyer'ın Alacakaranlık serisinin fan öyküsü olarak gelişmiş ancak isimler değiştirilerek basılınca sollayıp geçmiş olan aşk temalı üçleme Fifty Shades Of Grey büyük ses getirerek çıktı. Ülkemizde daha çıkmadan gerek fan gerek anti topluluğu oluşmuş serinin reklamına ayırılan maliyette hayli fazlaydı ancak söylenilenlere göre daha ilk günden rahatça katlamış maaliyetini. Tartışmalara bakılacak olursa ünü de gitgide artacak -reklamın iyisi kötüsü olmaz sonuçta- Pegasus'u zengin edecek gibi. Film içinse çoktan imzalar atıldı...


Epsilon Yayınevi'nin facebook sayfasını gezerken bu sefer hoş bir haber gördüm. Artık kitaplarla ilgili haberler reklamlar her yerde! Metronun içine yeni kitaplarının tanıtım afişini koymuşlar. Gerçekten çok sevindim,iki gün önceye kadar gazetede çıkmazdı reklamları... Yanılmıyorsam Dexpub önderlerliğinde çıkan bu yeni akım umarım istenilen tepkiyi alır.

  Artemis almıştı dedik ama anlaşılan o ki Epsilon da vazgeçememiş serimizden! Ateş serisi yeni kapaklarıyla raflarda yerini almasıda da kitap kurtları arasında konuşulan konulardandı. Yeni kapaklar çok daha güzel olsa da ilk baskının tadı hiç birinde olmaz bence.


Muhteşem Yaratıklar adlı kitabın film hakları alındığını duymayan kalmamıştır herhalde,geçtiğimiz ay da ilk fragmanı yayınlandı.






yine fragman demişken popüler seri vampir günlükleri de 4.sezon trailerını(altta) yayınladı.





Historical Fiction sevenlerin de yüzüne güldü bu ay. Artemis iki güçlü tarihi kurgu yazarının kitaplarını çıkararak bir süpriz yaptılar. Kara Kraliçe Kösem ve Philippa Gregory'den Nehirlerin Kadını....




Artemis artık kitapları bıraktı yazarları saklıyor! Sara Paretsky yeni çıkan kitabının ardından artemis ofisinde imiş. İmiş imiş de neden bir imza günü düzenlenememiş?

Fantastik kitap serileri adlı facebook sayfasında yapılan ankette okuyucuyla en iyi iletişimi olan yayınevi DEXpub seçilmiş. Bence haketmişte! Lakin Artemis'te bir dönem bu ünvana sahipti umarım Dex de bunun farkındadır...

Veeeeeeeeeee işte bomba haber Harry Potter'ın yazarı J.K. Rowling'in uzun zamandır beklenen kitabı çıktı. Kitabın yorumları fena sayılmasa da bir Harry Potter daha çıkmayacak gibi. Kitabın ülkemizde çıkış tarihiyse Kasım gibi olur sanırım... 

Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Followers

POPULAR POSTS

  • Rüya Ateşi Sonunda Raflara Çıkmaya Hazırlanıyor...
    Ateş serisi ;tarafımdan bayılınarak okunan bir Fantastik-yetişkin serisi. Espirileriyle,kurgusuyla,karakterleriyle kusur bulamadığım nadir...
  • Nasıl İngilizce Kitap Okurum?
     İşkenceyi Zevke Çevirmek! Hemen hemen her okurun en büyük hayallerinden biri yabancı dilde kitap okumak! Yabancı dilde kitap okumak e...
  • Koliden çıkan mutluluk
    Küçük bir seramoniyle içine yepyeni jiletini koyduğum falçatamla açtım kutumu,nasıl heyecan nasıl mutluluk,hatta annem o mutluluğumun üstüne...
  • Açlık Sancıları | Parodi
    Heyecanla aldığım bu kitabında bitiminde büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Parodilerden çok şey beklememek gerekir ama en azından komik olm...
  • Sonunda çıkıyor!
    Eh malum yayınevi Artemis olunca,peygamber sabrı bile yetmiyor. Zaten diyorlarsa ekimde çıkar,bunun üzerine şöyle bir dokuz ay ekliyoruz ...
  • Meleklerin Kanı-Nalini Singh
    Başladığımda ilk düşüncem "merhaba sarışın hintli Anita" oldu... Anita sıkıdır,güçlüdür,yurdum gençleri gibi aktif,dinamik,heyec...
  • 'Düşüncesiz' Kız, Rock yıldızı ve Geyik...
    O kuyanların yarısının  S.C Stephens'ın  Thoughtless'ını (Düşüncesiz)  okuduktan sonra  yorum yapmadan önce beklemelerinin neden...
  • Eşleşme-Ally Condie
    Uzuuuun aradan sonra ne yalan söyleyeyim tertemiz övgülerle dolup taşan bir eleştiriyle bayıla bayıla okuduğum bir kitapla açılış yapma...
  • İddiaya Var Mısın?
    Y in e verdik sözümüzü GoodReads'e bakalım tutabilecek miyiz? Neyden bahsettiğimi merak ediyorsanız   hemen anlatayım. Artık b...
  • Karanlığın Elli Tonu-E.L. James
    Daha çıkmadan olay olan Grinin Elli Tonu'nun devam kitabı da sonunda çıktı. Kitabı elime aldığım anda ağzımdan çıkan ilk ses ...

Bookstagram mı?

Bookstagram mı?

Goodreads

Goodreads
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Twitter'dan Ulaşın :))

Twitter'dan Ulaşın :))
kişisel twitter hesabıdır...

Burada da Yazıyorum :))

Burada da Yazıyorum :))
Ön Okumalar ve Fazlası

Copyright © 2016 Okaliptüs Yaprağı. Created by OddThemes | Distributed By Gooyaabi Templates